Epilepsi Sözlüğü

Epilepsi hakkında araştırma yaparken veya test sonuçlarında bakarken birçok tıbbi kavramlar görürüz. Epilepsi sözlüğünde bunların anlamını bulabilirsiniz.

Bir kelimenin birden fazla anlamı olabilir veya anlamca birçok şeyi karşılayabilir. Buradaki sözlükte epilepsi ve epilepsili bireyler için uygun anlamlarına yer verilecektir.

Bazı kavramlar yanlış kullanılması nedeniyle yanlış anlaşılabilir. Burada yanlış kullanılan, ancak yazıldığında veya söylendiğinde neyin kastedildiğini anlaşılması için yazılmış kelimeler de mevcuttur.

  • A
  • B
  • C
  • Ç
  • D
  • E
  • F
  • G
  • H
  • I
  • İ
  • J
  • K
  • L
  • M
  • N
  • O
  • Ö
  • P
  • Q
  • R
  • S
  • Ş
  • T
  • U
  • Ü
  • V
  • W
  • X
  • Y
  • Z

Adaptasyon: Bireyin sosyal çevreleriyle veya farklı bir yerde gittiğinde uyumlu ve çatışmasız olması

Afazi: Söylemede, anlamada,kelime üretmede zorluk veya yetersizlik. Genelde dilden sorumlu bölgenin hasar alması veya nöbetin sık sık o bölgeden başlaması sonucu ortaya çıkar.

Akut: aniden başlayan ve kısa sürede olan nöbet

Amnezi: Kelimeleri, mekanı, gerçekleri hatırlayamama. Kısa bellekten uzun belleğe aktarılamaması sonucu ortaya çıkar.

Anksiyojenik: Endişe oluşturan faktör

Anksiyete: Korku veya bedensel endişe belirtileri eşliğinde zarar göreceği veya talihsizlik yaşayacağı korkusu

Aura: Bir epilepsili bireyin nöbet geçirmeden önce hissettiği uyaranları tanımlamak için kullanılan terimdir. 

Bağışıklık: Belirli bir mikroorganizmaya karşı vücudun direncidir.

Ballimus: Kol ve bacakların, istemsiz, şiddetli, atıcı hareketleridir.

Benign: İyi huylu.

Benlik saygısı: Bir insanın kendine ait olduğu kavramı.

Bilinç: İnsanın kendisini ve çevresini tanıma yeteneği, şuur. Algı ve bilgilerin zihinde duru ve aydınlık olarak izlenme süreci.

Cacosmia:1. Mevcut olmadığı halde hoşa gitmeyen kokular hissetme hali; 2. Kötü koku, tiksindirici koku. (Türkçesi kaduka)

Çatışma: Aynı kişide zıt karakterin eşit yoğunlukta yaşanması durumu.

Dakriyoadenit: Gözyaşı bezi iltihabı.

Değerlendirme: Bir konunun yeteneklerini ve eksikliklerini belirleme süreci.

Değişken: İstatistiklerde, birden fazla değer veya büyüklük alabilen herhangi bir özellik, özellik, boyut veya özelliktir.

Dejavu: Bir olayı daha önce yaşamış olma hissi.

Depresyon: Ruhsal ve bedensel çöküntü, isteksizlik.

Duygusal yoksunluk: Bir veya daha fazla kişiyle tatmin edici ve kalıcı bir ilişki olmaması. Çocuğun normal duygusal ve entelektüel gelişimi için çok olumsuzdur.

Edema: Ödem, vücudun herhangi bir yerinde hücre dışında anormal su birikmesi.

EEG: Elektroensefalografinin kısaltması. Beyin elektriksel aktivitesini ve ayrıca sinir hücrelerinin elektriksel deşarj seviyelerini belirlenmeye çalışılır.

Effektif: Etkili, tesirli.

Empati: Bir başkasının duygularını, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek. Eşduyum

Endokrinoloji: İç salgı bezlerinin fonksiyonlarını, normal dışı çalışma sonucu oluşan hastalıklarını ve bunların tedavilerini inceleyen tıp dalıdır.

Ensefalon: Beyin.

Envazyon: Yayılma

Epileptik kriz: Beynin kontrolsüz ve anormal elektriksel deşarjı nedeniyle ani semptomların başlangıcı.

Epileptojen: Epileptik nöbetler üreten madde, hücre anormalikleri veya yaralanma.

Epileptojenik bölge: Krizin kökeninden sorumlu beynin alanıdır.

Epitel: Organ ve vücut yüzeylerini örten hücre tabakası.

Ergenlik: Çocuğun cinsel olgunlaşmaya başladığı gelişim evresi.

Erozyon: Deri veya mukozada görülen, sınırlı bir bölgede epitel kaybı, yüzeysel yaralar.

Etyoloji: Bir hastalığın kökeni

Farkındalık: Kişinin çevresinde olanları farkında olması durumu.

Fasial Sinir: Yüz siniri, yedinci kafa çifti.

Fatal: Öldürücü, ölümle sonuçlanan.

Febril: Ateşli, hummalı.

Fekalit: Barsakta bir kısım dışkının sertleşmesi sonucu oluşan dışkı taşı.

Ferment: Bazı organların salgılarında bulunup kimyasal değişikliklere etki eden maddeler.

Ferritin: Demir elementinin vücutta depo edilen şekli.

Fetal: Fetus’a ait.

Fetus: Üçüncü gebelik ayı başından doğuma kadarki devre içinde ana rahmindeki canlıya verilen isim.

Fibrom: İyi huylu bağ dokusu uru.

Fobi: Belli bir nesne veya durumdan aşırı korkudur.

Frenik Sinir: Nervus Frenicus. Göğüs boşluğu ile karın boşluğunu birbirinden ayıran diafragmanın sinirine verilen ad.

Galaktemi: Kanda süt bulunması.

Galaktore: Memeden kendiliğinden süt gelmesi.

Galaktosel: Memede, içi süt dolu kist.

Galaktoz: Süt şekeri.

Galaktozüri: Gebelerde idrarla galaktoz çıkması.

Galaktüri: İdrarın süt görünümünde çıkması.

Gelişim: Bir çocuğun beceri ve yeteneklerini kazandığı gelişim ve öğrenme süreci.

Genetik: Miras.

Halüsinasyon: Gerçekte olmayan fakat kişinin sahip olduğu beş duyu organından herhangi bir tanesiyle algıladığını sandığı durumlar.

Hamartom: Yeni oluşmuş kan damarlarında meydana gelen tümör.

Hayal kırıklığı: Bir arzuyu tatmin etmesine veya bir hedefe ulaşmasına izin vermeyen bir engel bulduğunda konunun kendisini yaşattığı durum.

Hematom: Organ içerisinde veya aralarında kan birikmesi.

Hemipleji: Beyin damarlarında meydana gelen tıkanıklık ya da beyin hücrelerinin hasar görmesi sonucu ortaya çıkan vücudun belli kısmındaki istemli hareket kaybı. Halk arasındaki adıyla inmedir.

Hidatik Kist: Bazı organlarda (daha çok karaciger, akciğer, beyin) ekinokok adı verilen parazitlerin neden olduğu içi berrak su görünümünde kistler.

Hiperaktivite: Kas (motor) davranışını kontrol etmeyi zorlaştıran spesifik sinir sistemi bozukluğu

Hipofiz: Beyin tabanında burun arkasının üst kısmına uyan bölgede hormon salgılayan bir bezdir.

Hipospadias: Penisin doğumsal bir şekil bozukluğudur. İdrar yolunun son kısmı olan üretra’nın dışa açılan deliğinin normal yerinde değil, penisin alt yüzünde herhangi bir yerde olması halidir.

Şu an için bu harfte gösterilecek terim bulunmamaktadır.

İdiot: Doğuştan aptal.

İdiyopatik: Bilinen bir sebep veya sebepleri olmayan

İdiyopatik epilepsi: Mikroskop altında nöbetleri haklı çıkartan hiçbir değişiklik olmadığı, genlerdeki değişiklikler ile belirlenen nöbetli epilepsi.

İktal periyod: Beyinde anormal aktividenin olduğu ve nöbetin gerçekleştiği süre

İlaca dirençli epilepsi: İlaçla nöbetlerin kontrolünün yeterli olmadığı epilepsi.

İmitasyon: Taklit.

İmmatür: Tam gelişmemiş

İmminent abortus: Düşük tehdidi altındaki gebelik.

İmmobil: Hareketsiz.

İmmün: Bağışık, bulaşıcı hastalıktan muaf.

İnflamasyon: Çeşitli mikrobik ajanlar veya toksinlerine karşı vücudun göstermiş olduğu; hararet artması, kızarıklık ile karakterize iltihabi reaksiyon.

İnoperabl: Ameliyat edilemez, ameliyat edilme şansı olmayan.

İnteriktal: İki nöbet arasındaki zaman periyodu

İşaret: Bir hastalığın nesnel kanıtı (örn. Ateş, nöbet, …). Belirtiye veya bir hastalığın öznel kanıtına (örneğin, rahatsızlığa) karşı çıkarlar, ancak sıklıkla birbirlerinin yerine kullanılır.


Jeneralize Nöbet: Bilinç kaybı, düşme, kasılmaların görüldüğü beynin genelinde anormal aktivite olması sonucu gerçekleşen nöbet

Jigantizm: Ergenlik çağından önce oluşan hipofiz bezi tümörlerinde büyüme olayının kontrolden çıkması sonucu oluşan dev görünüm.

Juvenil: Gençliğe ait.

Ketojenik diyet: Bazı nöbetlerin kontrolü amacıyla yapılan yüksek yağlı ve düşük karbonhidratlı diyet.

Ketonemi: Kanda keton cisimciklerinin bulunması.

Ketonüri: İdrarla keton çıkarılması.

Kısa süreli hafıza: Sınırlı süre ve kapasitede acil hafıza

Kifoz: Omurganın açıklığı öne bakan kanburluğuna verilen ad.

Kleptomani: İhtiyacı olmaksızın patalojik çalma dürtüsüne verilen addır.

Klostrofobi: Kapalı yerlerden sebebsiz yere korkma reaksiyonudur.

Konjenital: Doğuştan, bebek doğduğunda var olan.

Konvülsiyon: Jeneralize nöbetlerde istemsiz kas kasılmaları 

Korpus: Gövde.

Kronik: Uzun süre devam eden

Lakrima: Göz yaşı.

Laktasyon: Annenin süt verme devresi.

Laparatomi: Teşhis amaçlı veya ameliyat için karın boşluğunun açılması.

Larenks: Gırtlak.

Lezyon: Genel anlamda henüz tam olarak niteliği tespit edilmemiş bozukluk.

Libido: Kişinin cinsel arzusuna atıfta bulunmak için kullanılan terim.

Lobektomi: Nöbete yol açan dokunun  bulunduğu lobun veya lob parçasının cerrahi yolla alınması

Makro: Büyük.

Makrosefali: Başın (beynin) normalden büyük olması.

Malabsorbsiyon: Emilimin bozuk oluşu.

Malfonksiyon: Herhangi bir organın yetersiz veya dengesiz görev yapması.

Malformasyon: Kusurlu oluş, sakatlık.

Malnutrisyon: Sağlık için şart olan, vitamin, mineral, protein ve benzeri maddelerin yetersiz alınmasından doğan hastalıkları tanımlayan bir terimdir.

Malpraktis: Tıpta yanlış, özensiz tedavi.

Mamilla: Meme başı.

Mamografi: Meme filmi.

Mandibula: Alt çene kemiği.

Mani: Aşırı neşe şeklinde beliren psişik hastalık.

Mastektomi: Ameliyatla memenin alınması.

Mastitis: Memenin iltihabı. Daha çok emziren annelerde sütün birikmesi nedeniyle veya meme başındaki çatlak nedeniyle oluşur.

Menopoz: Adetten kesilme

Merkezcilik: Kişinin kendi kişiliğinin, genel dikkat ve faaliyetin merkezi olduğu kabul edilene kadar yüceltilmesi. Çocuklarda ve olgunlaşmamış erişkinlerde sık görülür.

Miyom: Uterus adalesinin iyi huylu tümörüdür.

Monoterapi: Bir antiepileptik ilaç kullanılarak yapılan tedavi

Mukoza: Bazı organların iç yüzlerini kaplayan ve salgı üreten doku tabakası.

Narkolepsi: Önüne geçilemiyecek kadar şiddetli uyuma eğilimi.

Natal: Doğuşa ait.Natrium: Sodyum.

Nausea: Mide bulantısı.

Neonatal: Yeni doğana ait.

Nevroz: Gerçek ve içgörü ile bağlantısı kopmayan strese karşı ortaya çıkan bir rahatsızlıktır.

Noktürnal Nöbet: Akşam ve gece rutin olarak meydana gelen nöbetler.

Nöbet: Kasların istemsiz kasılması.

Nöbet eşiği: Kişilerin nöbete olan duyarlılığı

Nörogörüntüleme: Beynin görüntüsünü elde etmek için kullanılan tekniklerin ve testlerin tamamı

Nöron: Bilgi iletişiminde uzmanlaşmış hücre. Beyin ve sinir sisteminin temel işlevsel birimidir.

Nöropsikoloji: Nöropsikoloji, beynin yapısını ve işlevini ve bunun bilişsel, duygusal ve davranışsal süreçlerle ilişkisini inceler. Amacı, doğrudan beynin işleyişi ile ilgili davranışları incelemek, değerlendirmek, anlamak ve tedavi etmektir.

Obsesif-kompulsif bozukluk: Takıntıların ve zorlamaların kronikleştiği, deneğin normal yaşamını bozan hastalık.

Obstetri: Doğum bilgisi.

Oedipus kompleksi: Erkek çocuğun annesine karşı duyduğu bilinçsiz yakınlık nedeniyle babasını kıskanması ve bununla ilgili ruhsal bozukluklar kompleksine verilen isimdir.

Oksipital lob: Beynin en arka kısmında bulunan ve görsel sistemimizin merkezi olarak ayırt edilen beyin yapısı.

Oksiput: Başın arka kısmı.

Oligodendroglioma: Sinir sistemi destek dokusuna ait, özellikle beyincikte görülen kötü huylu tümör.

Operabl: Ameliyat edilebilir, ameliyat edilmekle halen bir şansı olan. inoperabl

Orta vadeli hafıza: Kısa süreli hafızadan daha dayanıklı fakat kalıcı olmaktan uzak hafıza.

Oryantasyon bozukluğu: Uyum sorunu. Günün saati, tarih veya (geçici) istasyon, birinin (yerin) nerede olduğu veya kim olduğu (kişi) hakkında kafa karışıklığı.

Osteofit: Kemiklerde patalojik olarak oluşan çıkıntı şeklindeki oluşumlar.

Osteoid: Kemik gibi, kemiğimsi.

Osteojenik: Kemik yapıcı.

Osteoliz: Kemiğin çürümesi, nekrozu, erimesi.

Osteomalasi: Kemiklerin yumuşaması ile karekterize bir hastalık.

Osteomiyelit: Kemik iltihabı.

Osteoplasti: Kusurlu kemiği düzeltme veya sağlam kemikle değiştirme ameliyatı.

Otistik davranış: Otizmli olmamasına karşın otizmli kişilerin yaptığı davranışların görülmesi

Otomatizmalar: Kompleks parsiyel nöbet veya atipik nöbetle görülen çiğnemeel harketlerin bozulma vb. gibi istemsiz hareketler

Ovoblast: Yumurtanın geliştiği hücre, yumurta hücresi.

Ovosit: Olgunlaşma devresinden önceki dişi cinsiyet hücresi.

Ovülasyon: Kadınlarda yumurtalıklarda ovüm’ün (Yumurtanın) atılmasıdır. Ovülasyon genellikle adet dönemlerinin ortasına rastlayan 11-14. günler arasında olur.

Özel eğitim: Bir değerlendirme ekibi tarafından belirlenen eğitimsel engellilere dayalı eğitim.

Ödem: Sebepsiz yere el, ayak, karın vb. birçok bölgede meydana gelen şişliklerin çoğu

Pakimenenjit: Beynin en dış zarının (dura mater) iltihabıdır.

Palilali: Aynı cümle veya kelimenin birçok defa tekrarlanması şeklinde gözüken psikolojik bozukluk.

Palpitasyon: Kalp çarpıntısı

Pan: Bütün.

Panik: Yoğun ve irrasyonel korku ile karakterize akut endişe durumları.

Pankardit: Kalbin bütün zarlarının iltihabı.

Papillom: Meme başı gibi çıkıntılar yapan iyi huylu tümörler.

Papül: Ciltteki, sınırları belirgin, kabarık, 1 cm’den küçük çaplı lezyonlar.

Paranoya: Görünüşe göre kusursuz bir mantıkla ve entelektüel bozulma olmadan, ilerleyici olarak gelişen yorumlayıcı deliryum. Paranoyanın tamamen kurulması nadirdir, bu yüzden temel özellikleri abartılı bir duyarlılık, benliğin aşırı değerlenmesi, kendine güvensizlik ve kendine özgü bir zihinsel kurgu olan paranoyak kişilikten bahsetmek daha uygundur.

Parenkim: Organın kendine özel doku yapısı.

Parenteral: İlaç veya serumların ağız yolu ile değil damar yolu, adele içi gibi yollarla verilmesi.

Parestezi: Uyuşma, karıncalanma veya yanma hissi gibi duyusal bozukluklar.

Parietal kemik: Kafatasının her iki yan tarafındaki kemiklere verilen isim.

Parietal lob: Frontal lobun arka tarafında, frontal lob ile oksipital arasında ve temporal lobun üzerinde yer alan serebral yapı. Mekansal bilgi alan ve entegre eden, somatosensor ve işitsel bilgi alan bir lob.

Paroksismal: Ani ve geçici krizler halinde gelen.

Parsiyel: Bütününü kapsamayan, tam olmayan, kısmi.

Partikül: Parçacık, zerre.

Partus: Doğum.

Patognomonik: Bir hastalık için çok özel belirti, bu varsa mutlaka o hastalık akla gelmelidir gibi.

Patella: Diz kapağı kemiği.

Polikistik: Bazı organlarda çok sayıda içi sıvı ile dolu oluşumlara verilen addır. Polikistik böbrek, polikistik meme gibi.

Prognoz: Bir hastalığın veya yaralanmanın ciddiyeti ve evrimi hakkında öngörü ve değerlendirme.

Psikiyatri: Ruhsal hastalıkları inceleyen tıp dalı.

Psikomotor: Çocuğun olgunlaşma derecesinin ilk endeksini oluşturan motor davranışın psikolojik yönü.

Psikoz: Düşünce ve duyunun ağır oranda bozulduğu zihin durumunu tanımlamakta kullanılan genel bir psikiyatri terimi

Bu harfte gösterilecek terim mevcut değildir.

Regresyon: Bir hastalık belirtisinin gerilemesi, şiddetinin azalması.

Rehabilitasyon: Fiziki hareket kusurlarını düzeltme, yeniden kazandırma.

Rejional: Bir bölgeye ait.

Relaksin: Gebelik esnasında meydana gelen ve doğum işlevinde gevşetici rol oynayan hormon.

Respirasyon: Solunum, nefes almak.

Rezeksiyon: Bir organın tamamen veya kısmen alınması.

Saldırganlık: Nefret duygularından oluşan ve başka bir kişiye, hayvana veya nesneye zarar verme arzusunda olan duygusal durum. Saldırganlık, birine fiziksel ve / veya psikolojik olarak zarar vermeyi amaçlayan herhangi bir davranış şeklidir.

Salpinks: Tuba uterina, rahimle yumurtalıklar arasındaki geçişi sağlayan, sağlı sollu iki tarafta bulunan tüpler. Tüplerin tıkalı olması kısırlığa neden olur.

Semptomatik epilepsi: Beyin içindeki bir tümör veya bir yara gibi beyin hasarı veya doğumda ortaya çıkan bir beyin hasarı nedeniyle olan epilepsi.

Sendrom: Bir arada görülen bir dizi belirti ve semptomlarla karakterize bozukluklar

Sinaps: Nöronların (sinir hücrelerinin) diğer nöronlara ya da kas veya salgı bezleri gibi nöron olmayan hücrelere mesaj iletmesine olanak tanıyan özelleşmiş bağlantı noktaları.

Sosyal davranış: İki veya daha fazla insan arasında etkileşim olduğu herhangi bir davranış.

Status Epileptukus: 5 dakikadan uzun süren tek bir nöbet veya ardı adına gelen nöbetlerin olması durumu

Stresörler: Strese sebep olucu herhangi bir etken

SUDEP: Epilepside beklenmeyen ani ölüm. Herhangi bir ölüm nedeni bulunamazken epilepsiden kaynaklı olabileceğinin düşünüldüğü durum veya ölmeden önce nöbet geçirildiğine dair bulgularun olduğu ölüm

Süt bezesi: Meme dokusu içerisindeki süt üreten bezler.

Bu harfte gösterilecek terim mevcut değil.

Takıntı: Hastada bilinçli düşüncesiyle uyuşmayan, ancak öznenin ondan kurtulma çabasına rağmen devam eden bir düşünce, duygu ya da eğilim düşüncesinde bozulma.

Takviye: Belirli bir yanıtın ortaya çıkma olasılığını artıran herhangi bir teşvik.

Taksir: Hukuk terimi. Kişinin neticesini öngörmediği, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucunda istemediği sonucun meydana gelmesidir.

Talamus: Orta beyindeki bir cekirdek grubuna verilen addır.

Tekrarlayan: Tekrar tekrar belirir. Epileptik nöbetler tekrarlayandır.

Temporal lob epilepsisi: Nöbetin temporal lobtaki bir doku veya parçadan başlayan nöbetlerin olduğu epilepsi.

Testosteron: Erkek seks hormonuna verilen addır.

Teşhis: Bir hastalığın doğasının klinik ve analitik inceleme ile belirlenmesi

Uterus: Döl yatağı, rahim

Uvula: Küçük dil.

Uykusuzluk: Uyumama, uykuya dalma veya düşük uyku kalitesi nedeniyle öznel zorluk şikayetleri.

Uyum: Organizma ve çevre arasındaki tepki yaratmayan veya sorun yaşanmadığı denge durumu.

Uzun süreli hafıza: Neredeyse sınırsız kapasitede kalıcı hafıza

Bu harfte gösterilecek terim mevcut değildir.

Vagotomi: Vagus sinirinin etkisini ortadan kaldırmak amacıyla dallarından birisinin kesilmesidir.

Vajen: Kadın cinsel organı.

Vajinit: Vajina iltihabı.

Varikosel: Erkeklerde spermatik kordon venlerinin genişlemesi sonucu torbalar içersinde varis oluşumu.

Vazodilatasyon: Damar genişlemesi.

Video-EEG: Hem beynin biyoelektrik aktivitesi hem de krizlerin klinik özellikleri hakkında tam bilgi sahibi olmak için, aynı anda video ve elektroensefalografi kaydı.

Bu harfte gösterilecek terim mevcut değildir.

Bu harfte gösterilecek terim mevcut değildir.

Yağ embolisi: Büyük kemik kırıklarında görülebilen bir komplikasyondur. Kemik iliğindeki yağın bir kısmı açığa çıkar ve yağ damlaları kan dolaşımına karışıp damar tıkanmasına neden olur.

Yan etki: İlaç kullanımı sırasında beklenmeyen sorunlar

Zayıflık: Kişinin vücut ağırlığının yaşına, cinsiyetine ve boyuna göre hesaplanmış normal değerlerden daha düşük olması.

Zihinsel bozukluk: Kişinin zihinsel yeteneklerinin bir kısmının kaybedilmesi.

Zeka geriliği: Zihinsel gelişmenin yavaşlığı. Doğuştan gelen ya da bebeklik çağında ortaya çıkması

Zeka yaşı: Psikolojide, zeka testleriyle saptanan ve takvim yaşından farklı olarak belirli bir yaş grubuna özgü becerilerle zihinsel yetkinliği ifade eden ölçü. Çıkan zihinsel yetersizliğe bağlı olarak ruhsal gelişimi duraklayan kişilerde görülür.

Yorum Yap

Zonguldak Çaycuma ilçesinde epilepsi hastası yatağında ölü bulundu
Epilepsi hastaları grip aşısı için riskli grupta mı?
Bisiklet sürerken nöbet geçiren hamile kadın yaralandı
Kayıp epilepsi hastası ceza evinde bulundu
Epilepsi Sendromları Epilepsi Teşhisi Epilepsi ve Hayat Epilepsi ve Kadın Epilepsi ve Tedavisi Nöbet Tipleri Temel Bilgiler
Rett Sendromu
Progresif Miyoklonik Epilepsi
Aicardi Sendromu
Beynimizi Tanıyalım Doktorlar Hastaneler İlaç
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Jül Sezar
Neyzen Tevfik (24 Mart 1879-28 Ocak 1953)